Adana Büyükşehir Belediyesindeki işçi çıkarmaları ile ilgili yazdığım yazıdan sonra herkes şunu sordu. Hangi yakınını işten çıkardırlar? Bu soru bile o kadar üzücü ki benim için. Haksızlık kendimize yada yakınımıza yapılırsa mı sesimizi yükselteceğiz. Haksızlık karşısında susup dilsiz şeytan mı olmalıyız!!! Sanırım birçok kişi yazımı okumadan ideolojik saiklerle birçok yorumda bulunmuş. Bankamatikçiler işine devam etsin demedim. Haksız yere işten çıkarılanların çığlığına ortak olmak istedim. Yazdığım yazı ideolojik değil vicdani saiklerle yazılmış bir yazıydı. 2014-2019 Adana Büyükşehir Belediyesi dönemini hiç savunmadım. Bu dönemle ilgili bir vebalim de yok çünkü ben “lokomotif”te hatta trende bile yoktum. O dönemle ilgili de dilimiz döndüğünce söyledik ama bu mazbata yada koltuk büyülü bir şey. Velhasıl haksızlık ve zulm kime yapılırsa yapılsın karşısındayım. Milli şairimiz Mehmet Akif ne güzel ifade etmiş: “zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem”. Bugün 2 Temmuz. Tam 26 yıl önce bugün MADIMAK’ta CAN’lar yakılırken aslında insanlık yandı ve dumana boğuldu. Hacı Bektaşi Veli’nin, Mevlana’nın Anadolu’ya ektiği binlerce yılık kardeşlik tohumları ortadan kaldırılmak istendi. Ben Madımak’ı düşününce hep kahroldum. Hep mahçup oldum. Hep içim acıdı. Hep insalığımdan utandım., o CAN’ları yakanlar bizdense ben onlardan değilim diye haykırdım hep. Fotosunu paylaştığım Halil Emmi oduncu, Lakabı Tahtacı Halil. Köydeki ofisime girince masanın üstünde özel kutusunda duran Zülfikar dikkatini çekti. “Sende bizim gibi Alevi’misin “ dedi. Ben Hz. Ali’yi çok severim hemde çok Halil emmi dedim. Zülfikarımız var ama onu taşıyacak yürek yok bende sende vardır belki dedim. Velhasıl CAN’lar Hz. Ali’nin ifadesiyle “ZULM KILICINI ÇEKEN, BİR GÜN AYNI KILIÇLA ÖLÜR.”
02.07.2019-Milas.
Dr. Ferat YÜKSEL