ALIN YAZISI…
19 Temmuz 2022
Victor Hugo, Sefiller kitabını şöyle bitirmiş; ölmek bir şey değil, yaşamamak korkunç… Bence de öyle. 43 yıl yaşadım... Neredeyse yarım asra yaklaşan hayatımı dolu dolu yaşadım. Keş kelerim olmadı mı hayatımda, elbette çok oldu. Keş kelerin olmadığı bir hayatta da yaşamak ta istemezdim ki zaten. Velhasıl her şeyi erken yaşadım bu hayatta. Ne gitmek istediğim bir ülke, nede şunu da yaşasaydım dediğim bir şey yok artık. 20 yaş gençleşmek ister miydim? Asla… Bu bilinç ve hayatı anlamlandırdığım yaşta kalmak isterim hep. Saçlarım bembeyaz olmuş. Alın çizgilerim öyle derin ki… Her kuaför saçlarını boyayalım demiyorlar da bitkisel şampuanla beyazları gri yapalım diyor. Bense renklerin içinde en çok BEYAZ’ı severim saçlarımda çokça da olsa… Gri en sevmediğim renk, bu aralar SİYAH’ı da SEVer oldum.
Alın çizgilerimin derinliğini gören güzellik uzmanları tam botoks yapılacak çizgiler diyorlar. Oysa bilmiyorlar ki alın çizgilerimi çok SEVdiğimi… Bence insanın alın çizgileri alın yazısının yansımasıdır… Alın çizgilerim yaşanmışlıklarımın İZleri… İnsanlık botoksla, makyajla, estetik ameliyatları ile doğallıktan uzaklaşıp yapay dünyada İZlerini örtme derdinde. Ama ruhundaki yıkıntıları nasıl örtecek!!! Bence barışmalı insan. Yaşadıklarıyla, yaşayamadıklarıyla… Sevaplarıyla, günahlarıyla… Başardıklarıyla, başaramadıklarıyla… Alın çizgileri, eğik dişleri, beyaz saçları ile barışmalı. Kendiyle barışmalı, küs olduklarıyla barışmalı. Hayatla barışmalı vesselam!!!
BARIŞ’mak aslında birçok şeyden VAZGEÇMEKTİR.
VAZGEÇMEK’te ÖZGÜRLÜK.
İyiliğin iyileştirmediği, tedaviyi kabul etmeyen hastalara doktor olmaya çalışmaktan vazgeçmeli… Hatalarına, yalanlarına, tembelliğine, yanlış tercihlerine, beceriksizliğine bir gerekçe bulmak için hep bahanesi olanlara inanmaktan vazgeçmeli…
Hayatlarında hiçbir başarı öyküsü olmadan küstahça kimseyi beğenmeyen kendini beğenmişlerden vazgeçmeli…
Sürekli negatif enerji, sızlanma, sorun kaynağı, mutsuzluğunda boğulan kararan kalplerden vazgeçmeli…
Veysel’in güzelliğin fayda etmez bendeki bu AŞK olmasa deyişini sadece dış güzellik olarak anlayan botokslu, samiyetsiz yüz ve bedenlerden vazgeçmeli…
Daha düne kadar küfrettiklerine bugün kendi menfaatleri için el pençe divan duran omurgasızlardan vazgeçmeli…
Yola çıktıklarını, yolda bulduklarına değişen yol arkadaşlarından vazgeçmeli…
Beceremediği, sorumluğu taşıyamadığı yada kendine iyi gelmemiş makam ve mevkilerden vazgeçmeli…
Vefasızlık, samimiyetsizlik, yalan, sekizyüzlülük karşısında hala düzelir ısrarından vazgeçmeli.
Ben VAZGEÇTİM. Ve belki tabiattadır çaresi senin bir çiçeğe bu kadar benzemenin diyerek tabiata döndüm. Hiçbir sıfat ve makama ihtiyaç duymadan tabiat ANA bana kollarını açtı. Bundan sonraki kalan ömrümü doğduğum topraklara hizmet ederek geçirmek istiyorum. Fikir üreterek, zeytinyağı üreterek, lavanta üreterek, kuşkonmaz üreterek, koyun üreterek, bal üreterek, et üreterek, süt üreterek… MİLAS’ın BEREKETli topraklarında diyerek DOĞA’ya dönüp ÜRETMEK için VAZGEÇTİM birçok şeyden. Şimdi hiçbir bahaneye sığınmadan Zümrüdüanka kuşu gibi küllerinden yeniden doğma zamanı. Alın yazısı olduğu kadar KADER de gayrete AŞIK’mış… MİLAS’a DEĞER…
Doğum günüm için hediye, çiçek, mektup yollayan, arayan soran, mesaj yollayan tüm gönül dostlarıma şükranlarımı sunuyorum.
Dr. Ferat YÜKSEL